Bazen arkadaşlarımla otururken ortaya “Geçmişe gitme şansınız olsa, hangi döneme ve nereye giderdiniz?” diye bir soru atıyoruz. Sonra bu konu en az yarım saat, bazen daha fazla uzayıp gidiyor. E moda kızları olduğumuz için muhabbet hep kıyafetlere geliyor tabii. Ben de hep “Ya, kimono giymek nasıl olurdu acaba?” diye düşünüyorum. Hem güzel görünmek hem rahat olmak herkesin hayali ve o zamanın Japonya’sında kadınlar bunu gerçekten çok iyi başarıyor gibiler. Rahatlığı ve zarafeti aynı anda yaşamak mümkün gibi.

Şöyle düşünelim: Geçmişte Avrupa’daki kadınlar sıkı sıkıya korselerle vücutlarını sınırlarken, Japonya’daki kadınlar bol kesimli, nefes alan kimonolarla adeta özgürce dolaşıyorlarmış. Kimono beli sarıyor ama asla sıkmıyor, kolları dökümlü, kumaşı hafif ve bedenle uyum içinde. Benim gibi rahatına düşkün biri için bu, Japonya’nın Avrupa’dan çok daha çekici bir seçenek olduğunu gösteriyor.

Zaten kimono da tam bu yüzden zamana meydan okuyor. Eski geleneksel, özel seremoni kıyafeti halinden çıkarak, modern hayatın her alanında kendine yer buldu. Sokakta, plajda, ofiste, hatta özel davetlerde bile rahatlıkla giyiliyor. Hem rahatlığından ödün vermiyor hem de farklı kumaşlar sayesinde her mevsime uyum sağlıyor. İpek dışında pamuklu krinkıl, suni deri, müslin, keten ve viskon gibi dokularla çeşitlenen modeller, kimono severlerin kalbini kazanıyor.

Be Blue’nun kimono koleksiyonuna baktığımda gerçekten çok beğendim. Aralarından üç parça seçip kombinleyecek olsam muhtemelen ilk parçam koyu kiraz dokulu kimono olurdu. Bence romantik bir buluşma için çok ideal bir seçim. Hem Kimononun altına şık bir elbise geçirip, bordo bir ruj sürerek bir akşam buluşmasında hem de altıma geçirdiğim bir şortla arkadaşlarımla plakçı gezerken sofistike ve havalı bir görüntü yakalayabilirdim. Bolca takı ile süslediğimde -ki bunun için be blue’nun yeni takı koleksiyonuna kesinlikle göz atmalısın- tam olarak O kız olabilirim. Enerjim hep yüksek olur ve güzelliğim ile dikkat çekerim.

Seçtiğim ikinci parça olan yeşil ışıltılı kimono ise daha rahat günler için favorim olur. Mesela ofiste hem rahat hem şık olmak istediğimde, beyaz tişört ve kot pantolonumun üzerine bunu geçiririm. Ya da aynı renkte dökümlü bir pantolon ve rahat bir spor ayakkabıyla kombinlerim.

Üçüncü tercihim de tabii ki favorim olan mavi pamuk keten kimono...Yazın plajda mayo üstüne geçirdiğimde müthiş rahat olur. Sonra şehre çıkarken kot şort ve basic beyaz bir tişörtle kombinleyip, arkadaşlarımla buluşmaya da giyebilirim. O kadar hafif ve serin tutar ki, yaz boyunca elim hep bu kimonoya gider. Üstelik hem rahat hem havalı durması ile günlük hayatın vazgeçilmez parçası diyebilirim.

Doğru kombini yaptığımda kendimi adeta bir Ghibli Stüdyo filmi kahramanı gibi hissederim. Modern Tokyo sokaklarında gezerken kendini “Written by Miyazaki” sanan herhangi bir turist kız olurum ama kendimi yine de özel hissederim. - Hayatı romantize etmeden duramam- Hani o his hem güçlü hem de zarif olmak… İşte tam olarak öyle.

Bence moda zaten sadece dış görünüşten ibaret değil, içimizde hissettiklerimizi dışa vurma biçimi. Kimono da tam olarak bunu yapıyor; rahatlığıyla hem özgür hem de güzel hissettiriyor.

Peki ya sen geçmişte hangi dönemin kadınları gibi giyinmek isterdin?