Hayatımın çoğu döneminde bir şeyleri romantize etmeyi hep çok sevdim. Ne zaman bir aşk romanı okusam kendimi başrol karakter yapıp o heyecanlandığında heyecanlandım ve onun kalbi kırıldığında benimki de kırıldı. Anne With An E kitabını okuduktan ve dizisini izledikten sonra gördüğüm en küçük çiçeği bile zihnimde güzelleştirdim, hayvanları daha çok sevdim ve denize kıyısı olan, yeşilliklerle dolu bir adada yaşama fikri çok cazip geldi. Ya da Little Women okuduğumda tüm gün sadece kırlarda kitap okuyarak ya da evde kanaviçe yaparak eğlenebileceğimi düşündüm. Hatta bazen o delüzyonlarım o kadar arttı ve hayatımı o kadar romantize ettim ki, neredeyse Mr. Darcy gibi bir adamın bana âşık olduğunu bile sandım.

NATÜREL NAKIŞ DETAYLI PAMUK KETEN ELBİSE
SATIN AL

Yani her genç kız gibi ben de bir gün kırsalda kedilerim ve ineklerim ile yaşayarak tüm gün kitap okumayı, kurabiye pişirmeyi ve sevdiğim adamla birlikte -ki onun üniformalı bir asker olması hikâyeyi çok daha heyecanlandırırdı- baloda dans etmeyi de hayal ettim.

Aslında şimdi günümüze baktığımda sadece genç kızlık hayali olarak saymıyorum bunu çünkü İstanbul’da yaşamaya başlayalı henüz iki hafta bile olmamışken kalabalık beni boğmaya ve genç kızlığımı emiyormuş gibi hissettirmeye başladı bile. Şehirden uzakta, doğaya, kırsala doğru, sakin bir kaçış istediğimi fark ettim. Ve biliyorum ki, bunu isteyen tek ‘’şehirli moda kızı’’ ben değilim.

Chanel, MinjuKim gibi markaların yeni koleksiyonlarında da gördüğüm bu ‘’kırsala kaçış’’ enerjisini Be Blue’nun yeni koleksiyonunda da gördüm ve açıkçası ulaşılabilir bir seçenek bulmak beni oldukça tatmin etti. Şehirden kaçmaya özenen fakat kaçamayan kızlar için yapılmış bir koleksiyon gibi. Nakış detayları, doğayla iç içe olan pastel renkler, çiçekler, limonlar, pötikareler…Anne With An E’deki Green Gables kasabasına gitmeme gerek kalmadan Yıldız Parkında da aynı enerjiyi yakalayabilir, hayatımı romantize edebilirim. 

Peki ne giyerdim? Küçük Kadınlardaki Jo gibi yeşiller arasında sadece kitap okuyarak Timoothe Chalamet enerjisinde bir beyefendinin bana âşık olmasını hayal ederken muhtemelen natürel pamuk keten kimono ve altına yine pamuk keten palazzo pantolon giyerdim. Bir yerim açılacak derdim olmadan rahatça uzanarak kitap okuyabilirdim. 

Ya da enginar ve limon almaya gittiğim pazarın çıkışında hayatımı romantize etmek için çiçekçi abladan çiçek almaya yönelmişken elimdeki poşetlerden düşen limonları yakalayıp bana uzatırken ellerimizin değeceği bir sahnede de muhtemelen kot pantolon üzerine çiçek nakışlı kısa kollu tişörtü giyerdim.

Eğer şanslıysam yüzmek için Karasu’ya gider, sahilde moda dergisi okuyarak hayatımın aşkını bulmayı beklerken de muhtemelen mayomun üzerine limon nakışlı pamuk keten gömleği geçirir, başıma da sarı nakışlı pötikare bandanayı takardım. E, malum; aşk romanlarındaki kızlar asla bronz olmazlar. 

LİMON NAKIŞLI PAMUK KETEN GÖMLEK
SATIN AL

Beyoğlunda bir kafede iki saat boyunca tek bir kahve ile oturup önümde bilgisayarım açık bir şekilde bir anda masama oturup bana ilan-ı aşk edecek o kişiyi beklerken de çikolata püskül detaylı pamuk keten etek ve pamuk keten gömlek takımını giyerdim. Hem sade hem de havalı gözükmemi sağlardı. Hani, ‘’çok uğraşmadım ve ilgilenmiyorum’’ gibi dururdu ve böylece gerçekte delulu olduğumu kimse anlamazdı.

Son olarak…gerçekten tıpkı eski dönemlerde yazılan aşk romanlarındaki gibi hayatıma gerçekten doğru kişinin çıktığına inansaydım, muhtemelen beyaz şerit detaylı müslin elbiseyi ya da natüral nakış detaylı pamuk keten elbiseyi giyerdim. Yani evet, şimdilik İstanbul’da yaşıyorum, elimde kitapla bir kafede oturuyorum, bir elimde limon, bir elimde çiçek…Ama her sabah uyanıp ne giyeceğimi seçerken bir modern dönem aşk romanı karakteri gibi düşünmeye devam ediyorum ve hayatı romantize etmeye bayılıyorum. Belki Mr. Darcy hâlâ beni bulamamıştır ama ben kombini çoktan giydim bile.