Her yaz arkadaşlarımla rutin olarak kışın kafelerde yaptığımız kahve date’lerini açık alanlarda yapılan bir ‘’piknik date’’ ile değiştiririz ve yere serdiğimiz kocaman örtünün üzerine yayılarak yaklaşık yüz kere konuştuğumuz konuları yüz birinci kez konuşuruz. E tabi menümüz de kıyafetlerimiz de değişir. Havalar soğukken içtiğimiz sıcak ‘’salted caramel latte’’ ucuz olduğu tadından bile belli olan ve küçük karton bardaklarda içilen mangolu bir soğuk çaya, yaptığımız kat ve kat, ‘’cool’’ kombinlerimiz de gerçekten ‘’cool’’ yani ‘’serin kalmak için elimizden geleni yapıyoruz’’ kombinlerine dönüşür.
.jpeg)
Kot pantolon giymemin bile eziyet olduğu bu sıcak günlerde benim gibi ‘’moda kızı’’ olan arkadaşlarım son zamanların trendi olan Bermuda şortlardan falan giyerken ben tabii ki ana karakter kompleksimle birlikte Alacakaranlık Bella gibi ‘’ben herkesten farklıyım’’ triplerine girer ve hep uzun etek giyerim. Şaka. Bacaklarımı rahatça hareket ettirebilmek ve şanslıysam eteğimin uçlarından içeriye rüzgâr girmesiyle ferahlamak için uzun etek giyerim.
E tabii bir de güzel bir kombin yapmak için. Yani ne yapayım? Evet, Kız kıza pikniğe giderken bile estetik kaygılarla yaşıyorum. Zaten tüm yaz gecelerimi TikTok’un moda içeriklerinin olduğu ‘’fashiontok’’ta geçirdiğim için yaz aylarında nelerin moda olduğunu ve hem rahat hem de stil sahibi hissetmenin bir yolu olduğunu biliyorum.
Nasıl mı? ‘’Gingham’’ yani Pötikare Deseni ile. Piknik örtümüzden de ilham almış olabilirim ama bu aramızda kalsın. Chanel’den Bottega Veneta’ya birçok yüksek moda markasının 2025 yaz koleksiyonlarında da bu deseni bolca görmemizden etkilenmiş de olabilirim. Sadece bu markaların koleksiyonlarında değil, ana akım medyada bolca konuşulan isimlerde de bu deseni görmem, kesinlikle ‘’pötikare’’ modasının geri döndüğünü bana gösterdi. Hep söylerim; moda, tıpkı tarih gibi tekerrür eder. Yani 2015’te de moda olan ve birçok yerde gördüğümüz bu desen, 2025 yazında da tekrar bizimle.
.jpeg)
Bir de pötikare öyle bir desen ki, onu hem Chanel’in defilesinde uzun bir elbisede hem de Sabrina Carpenter’ın yeni çıkardığı şarkısı Man Child’in klibindeki mini şortlu takımında görebiliyoruz. Her estetiğe ve şekle bürünebilen bir desen olması benim çok hoşuma gidiyor. Aynı anda hem nostaljik hem de fresh olabiliyor. Pötikare deseni zaten bu yazın resmi üniforması gibi. Kırmızı-beyaz klasik kombinasyonunu giyince kendimi bir anda 60’larda bir ege kasabasında denize karşı dondurma yerken ya da yeşillerle dolu bir köy kasabasında bir dededen ödünç aldığım fakat onu ‘’vintage’’ diyerek güzellediğim bir bisikletle çiçek toplamaya gidiyormuşum gibi hayal edebiliyorum.
.jpeg)
Be Blue’nun yeni koleksiyonundaki pötikare desenli etekler, elbiseler ve bandanalar tam olarak bu ruhu yansıtıyor. Bandanayı saçına bağla, havalı. Çantana tak, şirin. Boynuna dolarsan? Bir anda Fransız kızı havası. Ve etekleri zaten söylememe gerek bile yok: Kırmızı, su yeşili, bej ve siyah olarak dört farklı renk seçeneği sunuyor ve yüksek belli kesimleriyle vücuda oturuyor ama aynı zamanda hareket özgürlüğü sağlıyor. E alttan rüzgâr girme ihtimali de cabası.
Moda estetiği + doğal klima = benim yazlık kombin anlayışım.- Be Blue da pötikareyi sadece bir desen değil, yazın ruhunu taşıyan bir moda imzası gibi kullanmış. Ve bence bu desen, ne kadar basit görünürse görünsün, o kombinlere kattığı sıcaklıkla tam bir yaz klasiği.

